Deliormanlı Bir Bahriyelinin Hikayesi: Denizaltıcı Astsubay Kıdemli Kademeli Başçavuş Hayrettin Elbek

Bugün, aile kökleri günümüzde Bulgaristan sınırları içerisinde yer alıp Türklerin yoğunlukta yaşadığı Deliorman’ın Rusçuk şehrine dayanan ve Türk donanmasına 30 sene boyunca hizmet etmiş Denizaltıcı Astsubay Kıdemli Kademeli Başçavuş Hayrettin Elbek’in vefatının ikinci yıl dönümü.

Bu vesileyle, torunu Malike Denizcan Dizdar’ın bizlere iletmiş olduğu ve Hayrettin Elbek’in oğlu Gürcan Elbek tarafından yazılıp literatüre kazandırılan “İki Nesil İki Bahriye” isimli eserden bazı kısımları paylaşarak mirasını yaşatmaya gayret ediyor ve vefatının yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.

“TCG YAVUZ’da ana batarya önünde hatıra fotoğrafı… YAVUZ zırhlısı; şimdiki Kavaklı mevkiinde bulunuyordu. Kavaklı’nın o zamanki ismi Kazıklı idi. Kazıklı’nın önüne çekilmiş, hareket kabiliyeti bulunmayan, akıbeti belli olmayan bir gemi statüsündeydi YAVUZ. Çoktan faal bir gemi olmaktan çıkmış olmasına karşın, bahriyenin temel gemicilik eğitimlerinin verildiği bir tarihti kendisi.”
“TCG GÜR’de yelkenin önünde vasıta motorunu beklerken… Denizaltıda yaşam kısıtlı alan ve görev tipleri açısından çok farklı bir ortamdır. Yatılacak yerler ufaktır, hareket mümkün olduğu ölçüde kısıtlanır. Oksijenin kısıtlı olması sebebiyle sigara anons ile içilirdi. Bu kısıtlı ortamda en moral verici faktör yemeklerdi. O nedenle eldeki malzemelerle en iyi yemek çıkarılmasına büyük özen gösterirdik. Gemiye süt yerine süt tozu veriliyordu. Süt tozundan yoğurt yapmayı ilk deneyen ben oldum.”
“Nişan fotoğrafımız… Yoğun görev temposu arasında defalarca değişen tarihlerden sonra resmi nikahımızı 1957 yılında kıydık. Eşimi Kırıkkale’de ailesinin yanına bırakarak hasretli bir süreç için önce gemiyle diğer görevlere ardından da büyük onarım için Amerika’ya yola çıkacaktım. Bu kadar uzun süre eşimden ayrı kalacağım için nikah kıyarak gitmek, evlilikle ilgili kararlılığımın göstergesiydi benim için.”
“Anıtkabir ziyaretinde kızım ve eşimle… Görevler o kadar yoğun ve bazen emre intizar çıkmıştı ki, evlilik günümüzü davetiyeler basılmış olduğu halde iki kez iptal etmek zorunda kalmıştık. Son olarak 5 Nisan’da gitmeme de ‘Hayır’ dendiğinde ‘İzin vermezseniz de firar eder düğünümü yaparım’ dedim ve Kırıkkale’ye gittim. 11 Nisan 1959’da düğünümüzü yaparak eşimle Gölcük’e geldik. Ve hayatımın en uzun ve en mutlu sürecini başlatmış oldum.”
“Uluslararası hakem olarak sonucu ilan ederken… 1962 yılında bir akşam Muvaffak Alkopan geldi ve ‘Bu akşam boks hakem kursu başlıyor. Katılmak ister misiniz?’ dedi. Katılma kararımla birlikte kurs başlamış oldu. 19 Mayıs Stadyumu’nun altındaki bir bölümde kurs başladı. 18:00-20:00 arası gittiğimiz bir kurstu. 3 ay sonra ‘Bölge Hakemi’, iki sene sonra ‘Milli Hakem’ oldum.”
“1951 yılında bahriye askeri olarak askere çağrılma macerası 30 yıl süren meşakkatli fakat zevkli ve renkli bir görev hayatından sonra Kıdemli Kademeli Başçavuş olarak nihayetleniyordu. 30 yıllık meslek yaşantım sonunda ben bahriyeye veda etmiştim ama oğlum Gürcan 14 yaşındaydı ve kazandığı sınavlar sonrası Deniz Lisesine başlıyordu. Yani ben ‘Elveda’ derken o ‘Merhaba!’ diyordu bahriyeye. Elveda Bahriye!”

Bir Cevap Yazın

Rumeli Hafıza Çalışmaları sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin